1. BÖLÜM DOĞUM VE ÖNCESİ “Ameliyathaneyi hazırlayın, seksioya [1] alıyoruz” Bir uğultu gibi, eko yaparak dağılan bir ses dolaşıyor odanın içinde. Hem çok yakın bu sesler; kulaklarımı tırmalayan, hem de çok uzakta; dalga dalga gelip beynimde yerini bulamayan ses öbekleri şeklindeler. Yanımda duran, beyaz önlüklü kadından geldiğini anlıyorum sesin. Ne kadar da yakınımda, sanki benim için söylüyor gibi. Elimi uzatsam dokunacak gibiyim, ama elimin asla uzanamayacağı kadar da uzakta, ışık yılı mesafeler gibi. Söyledikleri de öyle tuhaf ki bana söylüyor olamaz zaten. Uzakta bir yerlerde benim göremediğim biriyle konuşuyor olmalı. Söyledikleri bana yabancı çünkü. Hemşirelik mesleğimden dolayı hastanede çok duyduğum, hasta yakınlarının anlattığı tarzda şehir efsanesi gibi, anlatılmaktan hoşlanılan muhabbetlere benziyor. Bilmem kimin gelinin karnından çıkan davul gibi ur gibi.... 36,5 derece ateşle geçirilen soğuk havaleler gibi, eltimgillerin komşusunun görümcesinin 300 gram d...