Tarih
4 Mart 2008
Bu
sabah camdan baktığımda evimizin önündeki kiraz ağacında hafif bir
tomurcuklanma vardı. Öğleden sonra gözlerime inanamadım; sadece saatler sonra
tüm ağaç toz pembesi çiçeklerle donanmıştı.
Çiçek
görmek güzel gelse de hüzünlendim hemen sonra.
Zamansız
açan çiçeklerdi bunlar.
Etrafındaki
ağaçlar daha yapraklanmamışken bile kendi çiçeklerinle ne kadar da gururlu
duruyorsun kiraz ağacı.
Haklısın
da, tomurcuk tomurcuk çiçeklerin var tabii.Başka kimsede olmayan pembe
çiçekler.
Gelin
gibi olmuşsun, herkes sana imrenerek bakıyor.
Ama
bilmezsin ki o çiçeklerin zamanından önce geldi, bilmezsin ki o çiçeklerinin başına
hoş olmayan şeyler gelebilir. Belki de kar yağacak o körpecik çiçeklerine,
belki de fırtına altında kalacaklar. Meyveye dönüşemeyecek, dönüşse de
tadı-tuzu olmayacak, olgunlaşamayacaklar belki de.
Kim
bilir sen ne kadar üzüleceksin toz pembesi çiçeklerinin olgunlaşıp büyüdüğünü
ve meyveye dönüştüğünü göremediğinde. Şimdiki gururun, yerini üzüntüye
bırakacak.
Erken
gelen tomurcuklarınla sevinirken, sevincinin yalancı bahardan olduğunu
öğrendiğinde canın çok yanmış olacak. Erken kavuştum çiçeklerime diye
sevinirken kısa sürecek sevişmeniz. Diğerleri gerçek baharla kavuştuğunda
çiçeklerine, sen onları imrenerek seyredeceksin; kaybettiklerini farkederek.
Biliyorum çok acı çekeceksin.
Umarım
üstünüze kar yağmaz, soğuklar yavrucuklarını dağlamaz minik meyve ağacı.
Güneşin
bol olsun. “
Yorumlar
Yorum Gönder